
Beklenen uygulama nihayetinde gerçekleşti. Artık bizimde rezerv bir ligimiz oldu, A2 Ligi.
Konuya girmeden evvel, bu ve benzer hamleleri ile Türk futbolunun marka değerini sürekli üst seviyelere taşımaya gayret gösteren Futbol Federasyonumuzu ve değerli yöneticilerini tebrik ve takdir ediyorum. Kurumu eyyam ve kaos ortamından sıyırıp sürekli projeler üreterek gelişim gösteren objektif yapıyı kazandırmaları bu takdiri onlara kazandırıyor. Başarılı uygulamaların bundan sonrada gelişerek devam etmesini temenni ediyorum.
Gelelim sadede. Bu sene tanışacağımız A2 ligi hakkında hemen hemen hepimiz az-çok bilgi sahibiyiz. Bu nedenle teferruata çok girmemeye özen göstereceğim. Futbolumuzda, alt yaş grubu düzeyinde yeterli standartta olmasa da belirli bir başarı seviyesini yakalanmıştı.( Abdullah Avcı yönetiminde 2005 yılında aldığımız U–17 Avrupa şampiyonluğu herkesin malumu). Gerçi son yıllarda bu başarıları arar olduk ancak ben bu durumun, yanlış teknik yapılandırmadan kaynaklı olduğuna inanıyorum. Bu konuyu da kapsayan geniş bir yazıyı Fatih Terim başlığında ilerleyen zamanlarda işleyeceğim.
Bu başarılar yakalanırken turnuvaların başarılı aktörleri aynı turnuvadaki emsallerinin gösterdiği gelişimi bir türlü gösteremeyip bir üst basamağa sıçrayamaması ve birçoğunun uzun süre yedek kulübesinde geleceğin yıldız adayı unvanı ile ışıltılarını kaybetmesi, birçoğunun da o turnuvalardaki başarılı günlerini anlatan gazete kupürlerini ilerde torunlarına göstermek için saklayıp başka yola kaymış olmaları bizim adımıza en büyük kayıp olarak duruyor. Diğer ülkelerin oyuncuları basamakları bir bir sıçrayak günümüzün transfer rekorlarını kırarken bizim yeteneklerimiz yerel başarılara bile ulaşamamasının nedenleri bir çok ortamda yazıldı çizildi, yorumlar yapıldı. Genel olan kanıya göre bu oyuncular alt yaş seviyeleri takımlarında sürekli oynamaları neticesinde yakaladıkları bu başarıları asıl gelişim gösterecekleri yaş seviyelerinde gerek popülist zihniyet diyelim gerekse alt yapı politalarına sahip olmayan kulup yapılarından diyelim kulübeye hapsolmaları neticesinde gerekli maç oynama düzeyinden uzak olmaları sebep görüldü. Bunun için birçok formül konuşuldu ancak beklenen hamle bir türlü yapılmadı. Bu sene sonunda yapılan Kulüpler Birliği Kurulunda alınan tavsiye kararı neticesinde Futbol Federasyonumuz sonunda gerekli çalışmalara başladı. Bu statüsüyle de bir çok tartışmanın yapılabilecek olmasına rağmen bu seneden itibaren 20-23 yaş arası en çok 3 oyuncu, 20 yaş ve altı oyuncularının oluşturacağı yeni bir oluşumu Türk futboluna armağan etti. Bu uygulama ile bir futbolcu fabrikası olduğumuzu düşünmüyorum tabii ki ama hep bahsedilen potansiyelin harekete geçirilmesi adına çok önemli bir uygulama olduğunu düşünüyorum. Bu yapı yürürlükte olan PAF ligi ile benzerlikler gösterse de ayrıldığı birkaç nokta var. Gelin şimdi bu farklara bakalım.

PAF Ligi ile A2 Ligi arasındaki en temel fark, bu ligin Türkcell Süper Lig takımları ile Bank Asya 1.Lig takımlarının oluşturması. Bu iki lige ait 36 takım kendi aralarında oluşturulacak 9’arlı 4 grup halinde yapılanacak bir ligde mücadele edecekler. Bu düzenleme ile bence daha önce adaleti olmayan yapı da kısmen düzene girmiş olacak. Daha önce PAF ligini şampiyon tamamlamış takımın A takımı o sene Türkcell Süper Liginden düşmüş olması halinde önümüzdeki sene lige katılamamış olması büyük adaletsizlikti. Şu andaki düzenlemeyle bu ortadan kalkmış oluyor gibi gözüküyor. Bu seferde BankAsya’dan düşecek bir takımın A2 takımının böyle bir riski gözüküyor ancak Bank Asya 1.Liginde küme düşecek kadroya sahip bir takımın A2 takımının şampiyon olması çok ihtimal gibi gelmiyor zaten J
Maçların Salı ve Çarşamba günleri oynanacak olmasıda bir çok değeri içinde bulunduran bir uygulama olmuş. Böylelikle İddaacılar İsveç-Norveç gibi 1.liglerinden bile bihaber olduğumuz,isimlerini dahi telaffuz edemediğimiz takımların olduğu liglerin 2.Liglerini takip etmekten kurtarıyor gözüküyor.Bilinirliği artan ligin oyuncu takibi de daha kolay olacaktır. Zaten scouting sistemi yeterli olmayan takımlarımız da burada oyuncunun gelişimini daha kolay yapabilecekler.

Bir son paragrafı da Coca Cola Akademi Liglerine açmak istiyorum. Bu liglerde kâğıt üzerinde çok önemli gözüküyor. Genç kardeşlerimizin yeteneklerini ön plana çıkartıp hem eğitimine yön veren ( SBS puanı 500 üzerinden 200 altı olan ilköğretim ve karne ortalaması 5 üzerinden 2 altı olan öğrenciler akademiye alınmıyor ) bu yapı üst yaş gruplarına başarılı futbolcular yetiştirmenin yanı sıra iyi birey iyi vatandaş olmayı da kendisine ilke edinmiş. Meyvesini çok kısa zamanda tam manası ile alabileceğimizi düşünmesem de geliştirilerek daha iyi noktalara ulaşacağını düşünüyorum
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder